Her olayı sadece doğru -yanlış veya ak – kara diye gören kendi dünyasının kralı, kendi halinde bir
Cumhurbaşkanı…

İsim, Ahmet Necdet Sezer olunca, o kişi hakkında ister istemez bir beklentiye girersiniz. Hele “Sezer” de büyük anlamlar gizli. Sezen, duyan, hisseden adam…

Sezen Aksu mesela… Nasıl zengin sezgileri, duygulan olduğunu hepimiz biliyoruz.

Ama bu Ahmet Necdet Sezer başka biri. O bir cumhur¬başkanı… Sezer mi değil mi belli olmuyor. Sezmekten çok dokunmayı, koklamayı tercih eden bir karakter…

Önüne konan her belgeye “Olur” ya da “Olmaz” dan başka bir şey diyemeyen kıdemli noter başkatiplik ruhu… Jandarmanın karşısına diktiği her kişiye ‘Yine ne suç işlemiş acaba?” diye bakan tek parti dönemlerinin ilçe hâkimi edası…




Her olaya sadece doğru – yanlış veya ak – kara diye bakan kendi dünyasının kralı…

Dünyada ortalama on milyon farklı renk olduğunu, sadece siyahla gri arasında bile 500 bin renk bulunduğunu ya bilmiyor veya sezemiyor…

Süleyman Demirel’den bir ayak alışkanlığımız, yakınlığımız var ya, yeni cumhurbaşkanı seçildiği günlerde Ahmet Necdet Sezer’i Çankaya’da bir grup işadamıyla ziyarete gittik.

Gördüklerimiz hepimizi şaşırttı. İsraf olmasın diye farklı biçimlerdeki çay bardaklarının aynı serviste kullanılması, bazı tabloların depoya kaldırılmasından ve duvarlarda kötü izler kalmasından tutun da mahkeme koridorları soğukluğuna bürünmüş hollere kadar insan ruhuna hoş gelmeyen yeni görüntüler…

Bir insanın mesleğini yeni görevine yansıtması bu kadar gerekli mı, yoksa bu konuda bilmediğimiz özel bir yasa mı var, diye düşünmeden edemedik doğrusu.
Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturduğu ilk yılda ziyaret ettim kendisini. Çankaya Köşkü’nün duvarlarına onun durgun, soluk rengi aksetmiş gibiydi.

Zaten eski ve değerli tabloları da göremedim duvarlarda. Ama kaldırıldıktan sonra boyanmadığı, iyice silinmediği için çerçeve izleri belllydi. Çay sunulan bardaklar da bir tuhaftı gerçekten. Yeter sayıda olmadığı için birkaç komşudan ödünç toplanmış gibiydi.

Ne duvarlar, ne köşke sinmiş hava ne de çay beni mutlu etti o gün.

Türkiye onu bence hiç hatırlamayacak. Ne vatandaş, ne de cumhurbaşkanı olarak… Cumhurbaşkanı olarak hatırlayan az sayıda vatandaş da şöyle diyecek besbelli:
“En muhalif cumhurbaşkanı idi…”
Kişisel siyasi tarih kitapları onun için şöyle not düşecek
belki:
“Steril bir politik figür, ama yanlı ve yanlış bir proje denemesi.”

Diğer aramalar: ahmet necdet sezer kısaca, ahmet necdet sezer hakkında genel bilgi