Sürgünden geç dönen üniformalı sivil gerilla…

Asıl adı Hüseyin Feyzullah… Ama dini temelleri olan bu ismi o dönemin maneviyata ekşi anlayışı yüzünden terk eden Kıbnslı eski tüfek bir ailenin bıçkını…

Türkeş’in ilk yıllarım esas alırsanız onu severken zorlanırsınız, Orta yaşlarım hatırlarsanız, belki sahte bir kahraman diye bakabilirsiniz, ama son yıllarıı tartıya koyarsanız ona hayran olursunuz…

İsmindeki esrar gibi, anlaması ve anlatılması zor adamdır Alparslan Türkeş. Çok çok yakından bakmanız gerekir ama o da biraz zordur. Perdeler vardır arada. Perdeler ve gözlükler farklıdır… Tabi tercihler de…

Ve hepimiz biliriz ki, tercih yaparken mutlaka bir şeyleri kaybederiz. Ne kadar kazandığımızı sansak da!




T.C. Başbakanı Adnan Menderes’e karşı yapılan 1960 askeri darbesinin kudretli albayı Alparslan Türkeş in 1990’lanrın son yıllarındaki Alparslan Türkeş le alakası kalmamıştı. Tabi bana göre.

İsmet İnönü’den sonra tanıdığım ilk siyasi lider Turkeş’tir. Yıl, 1970 ve Denizli.

O yıllarda ülkücülerdendim. Ülkücü çizgi o yıllarda bana sıcak gelmişti ama daha sonra ülkücülükten uzaklaşıp gittim.

Ne var ki, vefatından birkaç ay önce kendisinin davet ettiği iftarda gördüğüm (Rahmetlinin son Ramazanı idi) ve özel sohbetinde bulunduğum Türkeş başka bir Başbuğ idi. Otuz yıl önce Denizli’de tanıdığım emeldi Albay Türkeşi ruhundan kovmuştu sanki. Veya ben öyle hissettim.

Ve, karşımda oturan yeni Başbuğ’u cidden sevdim.

Hele yerini doldurmaya çalışanların yüreksizliğim ve köksüzlüğün görünce… Askeri cesareti yanında entelektüel cesaret eksikliğini zaman içinde gidermeyi başarmış ender ihtilalcilerdendir Başbuğ Türkeş…