İnsanın olduğu her yerde bir iletişim söz konusudur. İletişim sözlü ve yazılı olarak insanların birbirleriyle anlaşmasını ve sosyal bir varlık olarak toplum içerisinde yer almasını sağlar. Bir bireyin, içinden geçenleri yazılı ya da sözlü olarak alıcı durumundaki kişiye aktarmasıyla ortaya çıkan “anlatım”, iletişim sürecinin en önemli öğesidir. Bu nedenledir ki kişinin “anlatım gücü” gerçekleşen iletişimde büyük önem arz eder.

Anlattıklarımızın herkesçe aynı şekilde anlaşılması, farklı anlaşılmalara meydan verilmemesi için anlatımımızı önemsemeliyiz. Sözcüklerimizi doğru seçerek sözcüklere getirdiğimiz ekleri doğru kullanmalı ve cümlenin yapısına, kuruluş biçimine dikkat etmeliyiz. Bir cümlede bulunması gereken temel ilkeleri şöyle özetleyebiliriz:




Doğruluk: Cümlenin dilbilgisi kurallarına ve anlam özelliklerine göre eksiklik taşımamasıdır.

Açıklık: Cümlenin anlamca açık olması, yanlış anlaşılmaların olmamasıdır. Yalınlık: Anlatımın süsten ve gereksiz ayrıntılardan arındırmaktır.

Duruluk: Cümlede gereksiz sözcük kullanılmamasıdır.

Doğru, dilbilgisi kurallarına uygun, açık ve anlaşılır cümleler kullanmak herkes için büyük bir zorunluluktur. Çünkü toplumlar dil ile yaşar ve dilin gücü doğrultusunda gelişir. Dil kültürün ve gelişmişlik derecesinin gelecek nesillere aktarılmasında rol oynayan en önemli unsurdur.

Kendi dilimizi yanlış ve bozuk kurulmuş cümle yapılarıyla doldurmak dilin gelişim evresini yavaşlatarak bozulmasına yol açar. Bu yanlış içine sürüklenmemek için herkesin dilin incelikleri ve kurallarını öğrenerek bu yerleşmiş kurallar çerçevesinde konuşup yazması gerekir. Anlatım bozukluğunu ortaya çıkartan birçok etken vardır. Anlatım bozuklukları iki temel başlık altında İncelenmektedir.

• Sözcük Düzeyinde Anlatım Bozuklukları (Anlamla İlgili Anlatım Bozuklukları)

• Cümle Düzeyinde Anlatım Bozuklukları (Dilbilgisi İle İlgili Anlatım Bozuklukları)

Anlam ile ilgili anlatım bozuklukları “BAĞDAŞIKLIK”, dil bilgisi ile ilgili anlatım bozuklukları ise “BAĞLAŞIKLIK” ile ilgilidir.