Anlatım Türleri Nelerdir

1.Lirik Anlatım

Genellikle şiirlerde kullanılan bu anlatım türünde duygu ve hayaller coşkun bir dille ve ahenkli bir biçimde anlatılır. Düz yazı metinlerinde de karşılaştığımız lirik anlatım, insanı duygusal açıdan etkileyerek iç dünyasını harekete geçirmeyi amaçlar. Bu anlatım türünde dil, genellikle “şiirsel işlev”de kullanılır.

Ne hasta sabahı bekler, Ne taze ölüyü mezar, Ne de şeytan bir günahı Seni beklediğim kadar.

Tevfik Fikret 1867’de İstanbul’da doğmuştur. Babası mutasarrıf Hüseyin Efendi’dir. Ancak şâirin zengin bir aileye mensup olduğu söylenemez (İsmail Habip, 1932; 125.) İlköğrenimine Mahmûdiye Valide Rüştiyesi’nde başlar. Daha sonra Mekteb-i Sultanî’ye geçen şâir okulu birincilikle bitirir. İlk şiirlerini burada kaleme alan Fikret, bu dönemde hocaları Muallim Naci ve özellikle de Recaizâde Ekrem’in kuvvetli tesiri altındadır.




2. Açıklayıcı Anlatım

Verilen bilgilerin açıklanması gereğinde doğan bu anlatım türü bilgilendirme amacıyla yazılan fikir yazılarında (makale, deneme, fıkra, broşür) ve bilimsel eserlerde (ansiklopediler, ders kitapları, makaleler, inceleme yazıları…) görülür. Öğretici anlatıma çok benzer. En önemli farkı yazarın verilen bilgileri açıklaması, nesnellik yanında yorumlamaya da yer vermesidir.

Temel amaç okuyucuyu düşündürmeyi sağlamaktır. “Niçin, nasıl, neden” soruların cevabının arandığı bu metinlerde de dil, tıpkı öğretici metinlerde olduğu gibi “göndergesel işlevde” kullanılır.
Oğuz Atay, diğer romanlarında olduğu gibi bu romanında da sınırlarını kendinin çizdiği bir dünyada kendini ifade etmek ister. Ne bir kişiyi idealize etmek uğruna gerçekçi tutumundan vazgeçmek taraflısıdır, ne de birtakım ülke gerçeklerini görmezden gelmek taraflısı. Ancak onun bu haklı tutumu ilerleyen dönemde TÜBİTAK ile ufak çaplı bir uyuşmazlığa ve de Mustafa İnan’ın eşi Jale İnan’la hatırı sayılır bir çatışmaya sebep olacak ve yaşananlar, eserin yazım sürecini olumsuz etkileyecektir.

3.Tartışmacı Anlatım

Herhangi bir yargıyı ya da düşünceyi çürütmek veya değiştirmek amacıyla kullanılan anlatım biçimdir. Tartışmacı anlatımda örnekleme, tanık gösterme, sayısal verilerden yararlanma ve karşılaştırma gibi düşünceyi geliştirme yolları önemli bîr yer tutar. Yazar ortaya sürdüğü tezi kanıtlayabilmek ya da karşı tarafa benimsetebilmek için bu düşünceyi geliştirme yollarından yararlanır. Özellikle gazetelerde gördüğümüz tartışmacı anlatım deneme, eleştiri, makale, fıkra gibi türlerde kullanılır.

Şair şiirlerini son derece sade bir dille ve yalın bir üslupla yazar. Bunda amaç okuyucu kitlesini genişletmek, anlatmak istediğini mecazlarla örtmeden, açık ve en doğru şekilde ifade etmektir. Ancak her nedense onun bu tutumunu, yazı kabiliyetinin azlığına bağlayan çevreler de var. Sanırım bu çevreler kendileri bir şey yapamadıkları için böyle haksız iddialarla vakit geçiriyorlar.

4. Söyleşmeye Bağlı Anlatım

Karşılıklı konuşmanın yani “diyalog”un ön planda olduğu anlatım türüdür. Başta tiyatro olmak üzere şiir, roman, hikâye, röportaj, anı, sohbet gibi birçok türde bu anlatımdan yararlanılır. Sadece bu anlatım biçiminde yazılmış mülakat türü eserler de vardır. Özellikle Ruşen Eşref Ünaydın’ın eserleri, söyleşmeye bağlı anlatım türüyle kaleme alınmıştır.

Hacivat: Ohhh, iki nefes al!

Karagöz: Kaç nefes aldım bilmiyorum ama keşke oturmaz olaydım.

Hacivat: Allah Allah yine ne oldu?

Karagöz: Ne olacak yanımda oturan adam bir şeftali çıkarıp yemeye başladı. Hacivat: Canım sana ne… Kafanı çevirseydin…

5. Destansı Anlatım

Anlatılacak olayların yiğitçe bir söyleyişle, kahramanlık öğelerine yer vererek kaleme alınmasıyla oluşturulan anlatım türüdür. Destansı anlatımla meydana getirilen metinlerde, genellikle toplumlarda iz bırakan olaylar ya da kişiler anlatılır Başta destan olmak üzere savaş ve kahramanlık sahnelerinin anlatıldığı tarihi metinler, tarihi roman ve hikâyeler bu anlatım biçiminden yararlanır. Destansı anlatımda gerçekle masal bir aradadır. Olağanüstü olaylara da yer verilmesinin nedeni anlatılan şahıs ya da olayın büyüklüğünü ortaya koymaktır.

Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.

Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın Bir vatan kalbinin attığı yerdir

Necmettin Halil Onan

6.Emredici Anlatım

Emir kipiyle çekimlenen cümlelerin olduğu anlatım tarzıdır. Emredici anlatım genellikle öğüt veren metinlerde, kılavuz kitaplarında, nutuklarda, yasa metinlerinde yer alan anlatım biçimidir. Emredici anlatımda dil “alıcıyı harekete geçirme” işleviyle kullanılır. Telkin ve öneri ifadelerinin yer aldığı emredici anlatımda genellikle emir fiilleri önemli yer tutar. Emredici anlatımda bir kesinliğin olması anlatımı etkili hale getirir. Bu nedenle günlük hayatta sosyal düzeni sağlamak için bu anlatı biçiminden çokça yararlanılır.
38 HY 713, arabayı sağa çek! Ehliyet, ruhsat ver! Şimdi de kimlikleri verin lütfen! Dörtlüleri yak! Bagajı açın! Tamam, yolunuza devam edebilirsiniz! Hayırlı yolculuklar!

4. Öğretici Anlatım

Bilgi vermenin esas olduğu anlatım biçimidir. Yazar bu anlatım biçiminde bildiklerini okuyucuyla paylaşır. Bu nedenle bu anlatım türü ile yazılacak metinlerin yazarlarının bilgisel anlamda donanımlı olması gerekir. Öğretici anlatımda dil “göndergesel işlev”de kullanılır. Doğru bilgi vermek önemli olduğundan dolayı, öğretici anlatımda “nesnel” bir özellik görülür. Bilimsel metinler, kılavuzlar, kitapçıklar, ders kitapları, ansiklopedilerde öğretici anlatım kullanılır. Terimsel ifadelerin kullanılabilmesinden dolayı bu tür yazıları okuyacak olan okuyucunun da bilgi düzeyinin yeterli seviyede olması gerekir.

Tevfik Fikret 1867’de İstanbul’da doğmuştur. Babası mutasarrıf Hüseyin Efendi’dir. Ancak şâirin zengin bir aileye mensup olduğu söylenemez (İsmail Habip, 1932; 125.) İlköğrenimine Mahmûdiye Valide Rüştiyesi’nde başlar. Daha sonra Mekteb-i Sultanî’ye geçen şâir okulu birincilikle bitirir. İlk şiirlerini burada kaleme alan Fikret, bu dönemde hocaları Muallim Naci ve özellikle de Recaizâde Ekrem’in kuvvetli tesiri altındadır.

5. Açıklayıcı Anlatım

Verilen bilgilerin açıklanması gereğinde doğan bu anlatım türü bilgilendirme amacıyla yazılan fikir yazılarında (makale, deneme, fıkra, broşür) ve bilimsel eserlerde (ansiklopediler, ders kitapları, makaleler, inceleme yazıları…) görülür. Öğretici anlatıma çok benzer. En önemli farkı yazarın verilen bilgileri açıklaması, nesnellik yanında yorumlamaya da yer vermesidir. Temel amaç okuyucuyu düşündürmeyi sağlamaktır. “Niçin, nasıl, neden” soruların cevabının arandığı bu metinlerde de dil, tıpkı öğretici metinlerde olduğu gibi “göndergesel işlevde” kullanılır.
Oğuz Atay, diğer romanlarında olduğu gibi bu romanında da sınırlarını kendinin çizdiği bir dünyada kendini ifade etmek ister. Ne bir kişiyi idealize etmek uğruna gerçekçi tutumundan vazgeçmek taraflısıdır, ne de birtakım ülke gerçeklerini görmezden gelmek taraflısı. Ancak onun bu haklı tutumu ilerleyen dönemde TÜBİTAK ile ufak çaplı bir uyuşmazlığa ve de Mustafa İnan’ın eşi Jale İnan’la hatırı sayılır bir çatışmaya sebep olacak ve yaşananlar, eserin yazım sürecini olumsuz etkileyecektir.

6.Tartışmacı Anlatım

Herhangi bir yargıyı ya da düşünceyi çürütmek veya değiştirmek amacıyla kullanılan anlatım biçimdir. Tartışmacı anlatımda örnekleme, tanık gösterme, sayısal verilerden yararlanma ve karşılaştırma gibi düşünceyi geliştirme yolları önemli bîr yer tutar. Yazar ortaya sürdüğü tezi kanıtlayabilmek ya da karşı tarafa benimsetebilmek için bu düşünceyi geliştirme yollarından yararlanır.

Özellikle gazetelerde gördüğümüz tartışmacı anlatım deneme, eleştiri,
Şair şiirlerini son derece sade bir dille ve yalın bir üslupla yazar. Bunda amaç okuyucu kitlesini genişletmek, anlatmak istediğini mecazlarla örtmeden, açık ve en doğru şekilde ifade etmektir. Ancak her nedense onun bu tutumunu, yazı kabiliyetinin azlığına bağlayan çevreler de var. Sanırım bu çevreler kendileri bir şey yapamadıkları için böyle haksız iddialarla vakit geçiriyorlar.

7. Söyleşmeye Bağlı Anlatım

Karşılıklı konuşmanın yani “diyalog”un ön planda olduğu anlatım türüdür. Başta tiyatro olmak üzere şiir, roman, hikâye, röportaj, anı, sohbet gibi birçok türde bu anlatımdan yararlanılır. Sadece bu anlatım biçiminde yazılmış mülakat türü eserler de vardır. Özellikle Ruşen Eşref Ünaydın’ın eserleri, söyleşmeye bağlı anlatım türüyle kaleme alınmıştır.

Hacivat: Ohhh, iki nefes al!

Karagöz: Kaç nefes aldım bilmiyorum ama keşke oturmaz olaydım.

Hacivat: Allah Allah yine ne oldu?

8.Mizahi Anlatım

Olayların ya da kavramların komik ve eğlenceli taraflarını ortaya koyan anlatım türüdür. Fıkra, karikatür, hikâye, şiir, roman, tiyatro gibi türlerde mizahi anlatım görülür. Mizahi anlatımda ses, hareket, mimik, taklit önemlidir. Güldürme, genellikle normal olanın abartılması, bir durumu tersinin ortaya konulması ya da ilginç olan bîr olayın alaya alınması şeklinde kendini gösterir.

9.Fantastik Anlatım

İmge yani hayalin önemli olduğu anlatım türüdür. Gerçeklikle hiçbir ilgisi olmayan, tamamen hayal gücünün ürünü olan olayların anlatıldığı, inandırıcılık özelliği olmayan metinlerde düşsel anlatım kullanılır. Düşsel anlatımda anlatılan mekân ve kahramanlar hayal ürünüdür. Kahramanlar gerçekte olmayan kişilerdir ya da nitelikleri abartılmış, herhangi bir dönemde yaşadığına inanılan varlıklardır. Seçilen mekânlar ise “Kaf Dağı, Periler Ülkesi” gibi gerçekte olmayan yerlerdir.

Zaman ise yaşadığımız dünyadaki çizgisel zaman değildir. Olayları bilinmeyen bir zaman dilinde geçtiği söylenir. Fantastik metinler arasında masallar, efsaneler, halk hikâyeleri, menkıbeler yer alır. Masallar dışındaki diğer metinlerde düşsel anlatım kullanılmasına rağmen halk arasında inandırıcılık oranı yüksektir. Son dönemlerde sıkça karşılaştığımız bilimkurgu metinler de gelecekteki teknolojik gelişmeleri ya da uzaydaki bilinmeyen dünya ve varlıkları anlatan hayalî metinler olduğu için düşsel anlatımla kaleme alınırlar.

“İstersen bir ara zamanın içine de girebiliriz. İstediğin bir zamanın içine… Zamanın dışındayız… Nasıl? Niçin? Çünkü arabanla bir kaza yapıp kalbime saplandın. Orada her şey durdu, dedim. Tüm saatler, dakikalar, saniyeler, takvim yaprakları, trafik ışıkları; anlıyor musun?”
“Şu anda içinde bulunduğumuz belli bir zaman yok. Dün, bugün, yarın, saat on iki, beş, yedi, sabaha karşı, akşamüstü… Hepsi birbirine karışık. Zamanın dışındayız.” “Saatime baktım. Akreple yelkovan yoktu. Zamanın dışında olduğumu unutmuştum.”

10. Gelecekten Söz Eden Anlatım

Gelecekten bahseden yazılar bu anlatım türüyle kaleme alınır. Genellikle fal, burç, kehanet gibi konuları ön plana çıkartan astroloji metinleri; geleceğe yönelik tahminlerde bulunan siyasi, ekonomik, politik söylemler, meteorolojik tahminler; gelecekte olacaklardan haber veren kutsal metinler; bîr sanatçı ya da bilim adamının tahminlerine dayandırarak oluşturduğu “ütopya” eserleri gelecekten söz eden bir anlatı türüyle kaleme alınır. Bu metinler genellikle geleceği görme anlayışıyla değil sadece tahmin etme anlayışıyla oluşturulurlar. Dil bu metinlerde “göndergesel işlev” ve “alıcıyı harekete geçirme işlevi”nde kullanılır.

Geleceğin arabaları hızlı olacak. Sadece hafiflediği için değil, akıllı ve esnek kaporta, hızınıza göre kendini ayarlayacak, böylece araba yarışlarındaki havalanan araba görüntüleri otobanlara da görülebilecek. Geleceğin arabalarının her yanının pencere olacağını düşünmeyin. Ulaşım, şehirlerin altından geçen tüneller sayesinde sağlandığı için görülecek bir şey yok, görülecek her şey aracın içinde olacak. Şehirlerarası, hatta kıtalararası ulaşım bile bu dümdüz tüneller sayesinde sağlanacak.