Aydın Doğan bilinenin aksine, tenha özlemlerin adamı… Bir imparator ama ömrün kimi doruklarına hala yabancı…
Anadolu’nun bağrından kopup gelmiş ama anılan Anadolu fakiri… Yine de görünenden daha Anadolulu…
Bir görüşe göre Vehbi Koç’un çok özel ilgisiyle gelişip serpildi.

Aydın Doğan asıl başarısını otomotiv piyasasında gösterdi. Bir zamanlar, Türkiye’nin en çok Tofaş ürünü satan otomobil bayii olduğunu çok kimse söylüyor.

En büyük otomobil satıcısı iken kimse tanımıyordu onu. Ne zaman Hürriyet Gazetesi’ne tâlip oldu, adı her yerde geçmeye başladı. Ardından Kanal D, Milliyet gibi Türk medyasının büyüklerini ele geçirince adı “Medya İmparatoru” na çıktı.
Sonra bankalar aldı, yılların Petrol Ofisi’ni imparatorluğuna kattı. Ondan sonra daha neleri imparatorluğuna kattığını doğru dürüst kimse izleyemedi.




Adının etrafına sürekli kendinden büyük isimler yakıştı- nlması ne hızım ne nefesini kesebüdi. Piyon olduğu, arkasında başkalarının olduğu söyleniyordu ama kimse iddiasını daha üeriye götüremiyordu.

Kimilerine göre Türkiye’nin 5., kimilerine göre 6. sermaye gücüydü artık. Ancak, ilginç yollarla borçlandığını, borçları hesaba gelse sıfır olacağını söyleyenler de yok değildi.

Recep Tayyip Erdoğan hükümetine şirin görünmek, hesaplaşması sırasını geçiştirmek için her yola başvurabilecek esneklik ve ustalıkta olduğunu düine dolayanlar da eksik olmuyordu. Onlara göre adam, otomobil satıcılığı sırasında her türlü tezgahtarlığı iyi öğrenmişti…

Aydın Doğan, 1992’lerde en sık Cağaloğlu’ndaki Milliyet binasıma uğrar, evine oradan giderdi. Bunu iyi biliyorum çünkü o yıllarda Milliyet’in karşısında benim de işyerim vardı ve akşamlan sık sık AD plakalı Mercedes’in içinde Aydın Beyi görürdüm.

Yakın çevresinden duyduğuma göre Aydın Bey, akşamları eve erken gider, eşofman veya pijamalannı çeker oturur, bazen de televizyon seyredermiş.

Medya imparatoru olmak yönüyle değilse de akşam ya¬şantısı yönüyle bizden biri gibi yani… Zaten villasının bulunduğu Küçükçamlıca da fazla reytingi olmayan bir Anadolu toprağı…
Ama iş, doğduğu toprakla bitmiyor galiba.

Aydın Doğan, Karadenizli olmamasına rağmen nice fırtınalı denizlerde gemisini yüzdürmekle kalmadığı gibi yeni gemilerde katabüiyor filosuna.

Hangi taktikle mi?

Orasını ben bilemem ama bilenler vardır belki…
2008’de Başbakan Recep Tayip Erdoğan’la aralarında geçen ateşli tartışmada sanıldığından daha usta manevram olduğunu gösterdi göstermesine de…

Bazı istifham ve istiğraklar aydınlanmadı, Aydın soyadı- na rağmen…
Erdoğan ile Doğan’m mücadelesinden ne doğacak, ne doğmayacak merakla bekleyen doğan görünümlü şahinlerdenim ben de…

Ancak şurası bir gerçek, Anadolu kökenli bu karayağız milyarder ve medya baronu, bükemediği eli öpmekte hiç tereddüt yaşamıyor.
Amerikalı ortağıyla diktiği plazalann açılışını pek sevmediği politik liderlere yaptırabildiği gibi onlara övgüler de düzebiliyor.