Çoğu zaman insanların ne söylediklerini kullandıkları sözcüklerden değil de sözcüklerin birbiriyle olan İlişkisinden çıkarmaya ya da konuşulan konudan hareketle sezgisel olarak konuşulanları kavramaya çalışırız. Bu duruma dildeki bilgi aktarımını aksatan etkenler neden olur.

Bilgi aktarımını aksatan etkenler şunlardır:

Çok anlamlılık:Kullanılan sözcüklerin çok anlama gelmesi ya da sözcüğün dil içerisinde birden çok görevde kullanılmasıdır. Çok anlamlılığa yol açan durumlar şunlardır:

Semantik çok anlamlılık: Bir sözcük veya cümle; nesneleri, nesne gruplarını ya da bunların özelliklerini, ilişkilerini göstermek için kullanıldığında semantik görevini üstlenir. Bu özellikler veya ilişkiler farklı anlamlarda kullanılır ya da çok sözcükle anlamlandırılırsa anlam karmaşası yaşanır. “Çocuk ağlayarak kapıdan çıktı.”




“Ayşe ile Ahmet oyuna geldi.”

Semantik anlam bilim demektir.
Sentaktik çok anlamlılık: Söz dizimlerinden ve sözün farklı görevlerde kullanılmasından kaynaklanan aktarım zorluklarıdır.

Bu küçük çok yaramazdı.

Bu küçük olay bir felaketti.

* Pragmatik çok anlamlılık: Sözcüklerin kişiler tarafından farklı anlamlandırılmasından kaynaklanır.

Reklam, siyaset, ekonomi alanlarında çok kullanılır.

Siz buna değersiniz.

Yüzünüzdeki değişiklik kişiliğinizi yansıtacak.

 

Belirsizlik:Sözcüklerin anlamlandırdıkları veya uy-| gulandıkları nesnelerin sınırlarını kesin, olarak belirt-o memesidir.

Semantik belirsizlik: Bir cümlenin herhangi bir doğruluk değeri alabilmesi için onda geçen bütün sözcüklerin sınırlarının belli olması gerekir.

“Manavdan biraz elma aldım.” cümlesinde ne kadar elma alındığı belli değildir.

Pragmatik belirsizlik: Bir cümlenin bazılarına göre belli bir doğruluk değeri taşırken, bazılarına göre aynı doğruluk değerini taşımamasıdır.

“İlaç yararlıdır.” cümlesindeki yargı hasta için doğru, hasta olmayan biri içinse yanlıştır.

Olgusal ve Sözel Tartışmalar
İnsanlar arasında yaşanan anlaşmazlık ve tartışmaların büyük bir kısmının kaynağı sözel olmakla birlikte bir kısmının kaynağı da olgusaldır.

Olgusal tartışma: Tartışanlardan birinin olgularla ilgili yanlış görüş veya bilgi eksikliğinden kaynaklanan tartışmadır.

Ahmet: “Dünya’nın en büyük dağı Hindistan’dadır.”

Hakan: “Dünya’mn en yüksek dağı Balkanlardır.”

Sözel tartışma: Sözcüklerin çok anlamlı olmasından kaynaklanan tartışmalardır.
“Adil insanlar hakka boyun eğmelidir” cümlesinde geçen “hak” sözcüğü çok anlamlı olduğundan tartışma yaratabilir.
Anlama ve Tanımlama:

Anlama: Günlük dilde birçok farklı anlamlı sözcük J vardır. Bu sözcüklerin anlamının bilinmesine anlama 3 denir. Başka bir ifadeyle anlama, bir sözcüğün bilinen 5 karşılığında kullanılması demektir. „

Ahmet: “İnsan fotosentez yaparak beslenir.” |

Hakan: “ Anlamadım.” &

Ahmet: “Yeşil bitkiler fotosentez yapar.”

Hakan: “Anladım.”

Tanımlama: Bir sözcüğün tanımını verme işlemine tanımlama denir. Sözcüğün tanımı verilirken “Neyi tanımlarız?”, “Niçin tanımlarız?”, “Nasıl tanımlarız?” sorusuna bazı filozoflar dil dışı nesneleri, bazıları ise dilsel nesneleri (sözcükleri) tanımlarız yanıtını vermişlerdir.

“Niçin tanımlarız?” sorusuna sözcüklere anlam vermek, anlam belirtmek, anlamını düzeltmek ve etkilemek yanıtını verirken “Nasıl tanımlarız?” sorusuna ise tanımın yarı dilsel ve tam dilsel olmak üzere iki şekilde yapılabileceği yanıtını vermişlerdir. Yarı dilsel tanımlama, herhangi bir sözcüğün uygulandığı nesneyi veya nesne türünün bir örneğini göstererek yapılır.