Birtakım Özel bileşikler üzerine gelen be­lirli dalga boyunda olan ışınlar, bu bileşik­ler üzerinde dalga boyu başka olan ışınlar halinde yansırlar. Bu olaya «flüoresans ola­yı» denir (Bk. Atom). Bu olayı meydana getiren maddelere de «flüoresan madde» adı verilir.

Kristal halindeki birçok cisimleri elektron ya da alfa tanecikleriyle bombardıman eder­sek ya da bu kristaller üzerine ültraviyole, X ışınları gönderirsek, cisimlerin pırıldadık­larını görürüz. Bu durum ışınlar kesildik­ten sonra da devam ederse, «fosforesans ci­layı» adını alır (Bk. Fosforesans)

Flüoresans ışınlarının dalga boylan her zaman kendilerini meydana getiren ışınların dalga boylarından büyüktür. Örneğin beyaz bezlere sarı ışın düşürürsek, kırmızı ışın meydana gelebilir; yeşil ışına elimizi tutar­sak, sarı renk görülebilir.




Fotoelektrik olayında bir metal üzerine düşürülen ışık fonu bir elektron tarafın­dan alınarak, kendisine eşit kuvvette gene atılır (Bk. Fotoelektrik). X ışınları olayında da bu görülür. Flüoresans olayında ise du­rum değişiktir. Bu olayda fotonun kuvveti yok edilemez; daha az tekrarlanan bir ışı­nım (radyasyon) haline geçerek gözümüze görünür.

Einstein’in Kuanta Teorisinde açıklanan bu olayı bir Örnekle gösterelim:   Biri büyük,biri küçük iki bilardo topundan küçüğünü büyük topa çarptıralım; çarpma etkisiyle büyük top biraz hareket ederken, küçük top da eskisinden daha az bir hızla ters yönde yansır. Foton küçük top olarak alınırsa, bü­yük top olan elektrona çarpınca, kuvvetinin bir kısmını elektronu hareket ettirmeye har­carken, kendi gücü de azalır. Bu azalma ya­vaşlayan bir ışının biçiminde görülür. Bu kuramla flüoresans olayı açıklanmıştır. Flüo­resans olayı yardımı ile, bugün X ışınları gibi görünmeyen ışınları göstermek mümkün olmuştur.

Yağlar ile birçok petrol bileşikleri mavi flüoresanş renk verirler. Yaprak yeşili olan klorofil kırmızısı; esmer turuncu renkli fiüoresein» adındaki bileşik de yeşil ışık vererek yanar. Bu özelliklerden yararlanıla­rak, «flüoresan lambalar» yapılmıştır.

Floresan Lamba Nedir Nasıl Çalışır

Çeşitli renklerde, ya da gündüz ışığına yakın renkte ışık veren ampuldür.

Bir cam tüpün iç yüzüne flüoresan bir bileşik sürülür. Tüpün iki ucunda da maden­lerden yapılmış birer elektrot vardır. Bu elektrotların bir ucu elektrik kaynağına, bir ucu da «starter» denen otomatik bir anah­tara bağlıdır. Verilen gerilimle, başlangıçta açık olan starter kapanır. Akım, bir elek­trottan, starterden sonra da öteki elektrot­tan geçerek, devresini tamamlar. Elektrot­lar geçen akımın etkisiyle yeter derecede ısınınca, elektron yanmaya başlar. Bu sıra­da starter de kendiliğinden açılır, tüpün i- çinde iki elektrot arasında bir deşarj do­ğar. Bu deşarj ışığı içindeki ültraviyole ışınlar, tüpün çeperlerindeki flüoresan mad­deyi uyar ı r. Böylece, bir flüoresans olayı meydana gelir.

Tüpe sürülen flüoresan cismin yapısına göre, değişik renkte ışık elde edilir. Mavi ışık için kalsiyum tungstat, mavi-beyaz ışık için mağnezyum tungstat, yeşil ışık için çin­ko silikat, pembe ışık için de kadmiyum borat kullanılır. Tüpün içinde argon gazı ile cıva buharı vardır. Bu maddelerin hemen hepsi zehirli olduğu için, bu gibi lambalar kırılınca dikkatli davranmak gerekir.Flüoresan ampuller yardımcı donanımla­r rıyla birlikte hazırlanırlar

Gerilim kaynağın­dan önce «balast» denen bir araç bağlanır. Balast tüpün içindeki akımın sonsuz olarak artmasını önler. Balastlar 110 ya da 220 voltluk, ampuller ise genel olarak 110 volt­luk olarak yapılırlar.