Yeşilimtrak sarı renkte bir gazdır. Koku­su ozonu andırır. Flüor, halogenler (tuz yapıcı) grubunun ilk elemanıdır. Ametaldir, yani metal değil­dir. Normal koşullar altında ancak renksiz gaz halinde bulunabilir. En önemli filizi (ta­biatta bulunan şeklî) «flüorspat» tır (CaF2) Grönland’da bulunan «kriyolit» (buztaşı) adındaki filizi buza benzer, saydam kristal­ler halindedir (NajAIFt)). Bir fosfat filizi olan «apatit» te de bulunur. Hava, su etki­siyle, apatitten toprağa geçerek bitkilere, in­san vücuduna girer. 

Flüorun çok az miktarı vücudumuz  özellikle de dişlerimiz için ge­reklidir. Amerika’da kimi şehirlerde, dişlerin çürümesini önlemek için, içme sularına pek az flüor katılmıştır. Ancak, flüorun fazlası zehirdir. Solunum organlarından başka de­riyi de yakar.




Saf halde flüoru ilkin geçen yüzyılın son­larında, Fransız bilginlerinden Moissan, flüor asidinin elektroliziyle elde etmişti. 1940’a kadar saf flüor pek az elde edilir, yalnız iaboratuvarlarda kullanılırdı. 1940’tan son­ra, atom bombası yapımı için büyük ölçüde elde edilmeye başlandı.

Flüorun Özellikleri

Asal gazlardan başka bütün elemanlar flüorla birleşebilir. Flüor gazı soğukta âdi camı etkilemezse de, cam biraz ısıtılınca, flüor gazı etkisiyle, büyük bir şiddetle yanar. Hemen hemen bütün organik bileşikler flüor etkisi altında flüor asidi (HF) ile karbon- tetraflüorür (CF4) bileşikleri vererek yanar­lar.

Flüor Asidi: Flüorun en önemli bileşiği «flüorür asidi» dir. Bu asit, flüor spat ya da kriyolit üzerine yoğun sülfürik asit etkisiyle elde edilir. Sıvı haldedir. Kaynama noktası 19,5°’dir. Deri üzerinde kötü yaralar açar. Bu yüzden eldivenle çalışılır. Silisyum ya da bileşikleri üzerine etki eder. Cam da si­lisli bir bileşik olduğundan, camı da etkiler. Bundan dolayı, cam üzerine yazı yazmakta ya da şekiller yapmakta kullanılır. Camı et­kilediği için, cam kaplarda saklanmaz, kriyo- lit-lityum flüorlü bir bileşikten yapılmış özel kaplarda saklanır.