Büyük bir Türk şa­iridir.Dili türkçenin azerî diyeteği olmakla beraber, osmanlı ede­biyatına yaptığı büyük etki, bütün türk dün­yasında kazandığı bü­yük ün bakımlarından, sanatını Azerî edebiya­tı çerçevesi içinde gör­meye imkân yoktur.

Fuzûlî’nin  asıl adı mehmet’tir.Babasının adı süleyman’dı.Irak’ta kerbelâ’da doğdu.Oğuzlar’ın bayat boyundandır.Bu çağlarda akkoyunlu türk imparatorluğu (merkezi Tebriz) ırak’ı egemenliği altında bulunduru­yordu.

Babasının adı Süleyman’dı.Irak’a kerbelâ’da doğdu.Oğuzlar’ın bayat boyundandır. Bu çağlarda akkoyunlu türk imparatorluğu ırak’ı egemenliği altında bulunduru­yordu.Şah İsmail, bu devletin yerine safevî türk İmparatorluğunu kurdu, 1508’de bağ­dat’ı da aldı.Fuzuli bu yıllarda bağdat’ta öğreni­mini tamamlayıp buraya yerleşti.




Fuzûlî, şah ismail’e ve onun Bağdat genel valisine eserler, şiirler sunuyordu. 1534’te bağdat’ın kanunî tarafından fethi üzerine, içinde «Geldi burc-î evllyayâ Pâd-şah-î nâm-dâr» tarihi mısraının bulunduğu ünlü kasidesini sundu. Vezir-i âzam Damat İbrahim Paşa, Vezir Rüstem Pa­şa, Nişancı (devlet bakam) Cellzade mus­tafa çelebi,kazasker kadri efendi’ye de ka­sideler yazdı.Kanunî kendisine günde 9 akçe (aşağı yukarı 90 TL.) maaş bağlattı.Fuzulî’ nin bu maaşı alamaması üzerine nişancı celâlzade’ye yazdığı ünlü mektubu «Şikâyet­name» diye meşhur oİmuştur.

Fuzûlî,hille’de,bağdat’ta,kerbelâ’da ya­şamış, Irak-ı Arap’tan dışarı çıkmamıştır. 1556’da veba salgınında öldü.Dostu ünlü yazar ahdî, ölümüne «Geçdî Fuzûlî» cümle­sini tarih düşürmüştür.Kerbelâ’da bugün fuzûlî’ye ait olduğu söylenen bir türbe var­dır.Fuzûlî istanbul dışında yaşadığı için, daha sağlığında istanbul’da büyük şöhret kazan­masına rağmen, hayatı hakkındaki gerçek bilgilerimiz pek azdır. «Fazlî» adındaki oğlu da üç dilde şiir yazarak, devrinde tanınmıştı.

Fuzûlî, Türk edebiyatındaki etkisi bakı­mından, ancak Nevâî ve Nesîmî ile ölçüle­bilir. Türlü diyeleklerde konuşan türk top­lulukları tarafından kuvvetle benimsenen va sevilen şair, daha sağlığında başlayarak, ge­rek klâsik, gerek tekke şiirine mensup şairlerce zamanımıza kadar taklit edilmiştir. Et­kisini en büyük şairler üzerinde bile göste­ren fuzûlî’nin şiirleri, halk tabakaları ara­sında da yayılmış, yüzlercesi bestelenmiştir, hattâ fuzûlî divam’m baştan başa ezberle­yenler vardır.

Fuzûlî,hille’de,bağdat’ta,kerbelâ’da ya­şamış, ırakı arap’tan dışarı çıkmamıştır. 1556’da veba salgınında öldü.Dostu ünlü yazar ahdî, ölümüne «Geçdî Fuzûlî» cümle­sini tarih düşürmüştür.Kerbelâ’da bugün fuzûlî’ye ait olduğu söylenen bir türbe var­dır.

Fuzûlî İstanbul dışında yaşadığı için, daha sağlığında İstanbul’da büyük şöhret kazan­masına rağmen, hayatı hakkındaki gerçek bilgilerimiz pek azdır. «Fazlî» adındaki oğlu da üç dilde şiir yazarak, devrinde tanınmıştı.

Fuzûlî,türk edebiyatındaki etkisi bakı­mından, ancak nevâî ve nesîmî ile ölçüle­bilir. Türlü diyeleklerde konuşan türk top­lulukları tarafından kuvvetle benimsenen va sevilen şair, daha sağlığında başlayarak, ge­rek klâsik, gerek tekke şiirine mensup şairlerce zamanımıza kadar taklit edilmiştir. Et­kisini en büyük şairler  üzerinde bile göste­ren fuzûlî’nin şiirleri,halk tabakaları ara­sında da yayılmış, yüzlercesi bestelenmiştir, hattâ fuzûlî divam’m baştan başa ezberle­yenler vardır.

Fuzuli’lin Divanları

Fuzûlî’nin türkçe,farsça,arapça olmak üzere, üç divanı vardır.Türkçe dîvanı pek önemli bîr menşur gi­rişle başlar. Bu girişte Fuzûlî, Türkçe ile de Farsça ve Arapça’daki en yüksek örnekler derecesinde şiir söylenebileceğini ileri sürer; onun için, Türkçe yazdığını söyler. Başka bir eserinde türkler hakkında: «EtrSk ki, cüz’-İ âzam-ı terkîb-i âlem hakkında yazılar yazılar bulunmaktadır.