Yahudiler, Filistin’de bir İsrail Devleti kurma çabalarına II. Dünya Savaşı’n dan çok önce başlamışlardır. Bu amaçla 1897’de İsviçre’de bir kongre toplanmış ve burada Yahudilerîn Filistin’i yurt edinmesi kararı alınmıştır. Dünya Siyonist Örgütü Başkanı Theodor Herzl, Yahudilerin Filistin’e göçüne izin verilmesi için Osmanlı yönetimine başvurmuştur. Bu izne karşılık Osmanlı Devleti’nin dış borçlarını ödemeyi önermiştir. Fakat bu teklif, dönemin padişahı II. Abdülhamid tarafından reddedilmiştir.

Yahudiler, bağımsız bir devlet kurulması konusundaki en önemli desteği, Filistin’de manda yönetimini elinde bulunduran İngiltere’den görmüşlerdir. Bu arada ABD’nin de desteği alınmaya çalışılmıştır.




İngiliz Dışişleri Bakanı James Balfour, 1917’de Siyonist Federasyonu başkanına gönderdiği mektupta (Balfour Deklarasyonu) Yahudilerin Filistin’de bir devlet kurmalarını desteklediklerini bildirmiştir. Bu belge, Yahudi devleti kurulması sürecinin önemli dönüm noktalarından biri sayılmaktadır.

Bu tarihten sonra Filistin’e göçün kontrolü Yahudi Ajansına bırakılmıştır. Yahudi göçü teşvik edilmiştir.

İngiltere’nin izlediği politika, Araplar arasında sert tepkilere yol açmıştır.Diğer yandan, Araplar île Yahudiler arasında çarpışmalar başlamıştır. Filistin’in iki taraf arasında bölünmesi düşüncesi ortaya atıldıysa da bundan sonuç alınamamıştır.

1882 yılında 35.000’i geçmeyen Yahudi nüfusu 1939 yılı sonlarında 463.535’e ulaşmıştır.II. Dünya Savaşı sonlarında Filistin’deki Yahudiler ve Araplar, Filistin’de bağımsız devletler kurmak için çalışmalarını hızlandırmışlardır. İngiltere’nin Yahudileri desteklemesine karşılık Almanya ve İtalya da Arapları desteklemiştir.

Filistin Sorunu İngiltere ve ABD’nin desteğiyle 1947’de BM’ye götürülmüştür. BM; Filistin’in Aragar ve Yahudiler arasında bölünmesine, Kudüs’ün tarafsız statüde olmasına karar vermiştir. Araplar bu karara tepki göstermişlerdir. Orta Doğu’da ABD ve Birleşmiş Milletler aleyhinde gösteriler yapılmıştır.

1947’nin Aralık ayı başlarından itibaren Araplar ve Yahudiler arasındaki çarpışmalar şiddetlenmiştir. Yahudi örgütler Araplara yönelik katliamlara girişmişlerdir. Bu katliamlar, Filistinlilerin kendi topraklarını terk etmelerine ve Filistin Mültecileri sorununa yol açmıştır.

İngiltere, bölgedeki manda yönetimine 14 Mayıs 1948’de son verdiğini ilan etmiştir. Bu gelişmeden birkaç saat önce, Ben Gurion tarafından, İsrail’in kurulduğu açıklanmıştır.

Yeni devlet, ABD ve SSCB tarafından aynı gün tanınmıştır.Bağımsızlık ilanından bir gün sonra Mısır, Ürdün, Suriye ve Lübnan orduları İsrail’e saldırıya geçmişlerdir. Aylarca sürğn savaştan Araplar bir sonuç alamamışlardır. Bir milyon Filistinli, komşu Arap devletlerine sığınmıştır.

1948 Savaşı sonunda meydana gelen ateşkes hatları İsrail’in sınırı oldu. Ancak Arap devletleri İsrail’i ve bu sınırı tanımadılar. Filistinlilerin günümüze kadar süren sıkıntıları böyle başlamıştır.