İlkin yazdığı öyküler ve Anadolu insanlarının töre ve inançlarını sergileyen toplumsal – gerçekçi romanlarıyla ilgi çeken sanatçı, daha sonraki yıllarda yayımlanan, araştırmalarını ve görüşlerini kattığı, özellikle tarihsel – siyasal içerikli romanlarıyla tartışmalara neden olur.

Romanlarında, Anadolu insanının töresel, geleneksel, ekonomik, inanca bağlı yapısını sergileyen olaylara; “ağalık” kurumunun sömürüyü sürdürmesiyle ilgili olaylara; hapishane yaşamından köy ve kent sorunlarına uzanan toplumsal, psikolojik olaylara ve Cumhuriyet döneminde siyasal savaşımlarla ilgili olaylara yer vermiştir.

Özellikle romancılığıyla tanınan Kemal Tahir, öykülerinde gerçekçilik anlayışı bakımından kendisinden öncekilerden ayrılır. Eleştirel gerçekçi bir tavır yerine gözlem ve betimlemeyi ön plana çıkaran sanatçı, karşısına çıkan sosyal çatışmaları, ahlaki tezatları ele almıştır.




O, 19. yüzyılın Fransız romancılarının gerçekçi anlayışına uyarak kendini öykülerinin tamamen dışında tutar. Buna karşın olayların ve kişilerin dış görünüşüne takılıp kalmaz; onların törelerini, batıl inanışlarını, davranışlarını temellendiren ahlak anlayışlarını, bütün tarihi oluşum ve gelişimlerini, duygulu ve zalim taraflarını zengin bir anlatımla ele alır.

Kemal Tahîr’in öykü ve romanlarında işlediği olay ve kişiler, gerçekçi olduğu kadar kurgusal nitelik de göstermektedir. On iki yıllık cezaevi yaşamında tanıdığı, rastladığı kişilerde gördüğü, dinlediği, kendi araştırma, düşünüş ve düşlem gücüyle oluşturduğu olay ve kişilerin bu nitelikte olmaları doğaldır.

Kemal Tahir’in yapıtlarında göze çarpan en başarılı sanatsal yan, ana olayı ya da düşünceyi oluşturan olayların kurgusu; kişilerin bu kurguda, konuşma, düşünce, davranış ve eylemleriyle uygun yer alışlarıdır. Özellikle kişilerin olaylarla ilgili düşünce ve psikolojilerini içeren konuşmalar; yeterli betimlemeler, öyküleme biçimi, Kemal Tahir’in kendine özgü bir anlatım biçimini oluşturmaktadır. O, İstanbul Türkçesîni temel alır; şive taklitleri yapmaz.