1. DİL, İFÂDE İLE YARGI

Aritoteles eserlerinde dil ile gramer hakkında etraflı bir inceleme yapma amacını gütmemlştir. O, mantık ile bilimsel yöntem çerçevesinde, dil ile gramerden söz etmiştir. Mantığı gramerden ayıran, onun, kelimelerle değil yargının unsurları olarak kavramlarla işe koyulmasıdır. Bununla birlikte, bilim dili söz konusu olduğunda, düşüncelerin ifade edilişiyle, bir ifadedeki düşüncenin anlaşılmasında bazı güçlükler bulunmaktadır. Bu durumda, kelimeler ve şeyler arasındaki ilişkiyi sağlaması yönüyle kavramların dil ve anlam bakımından incelenmesi gerekmiştir. Genel olarak filozofun dil üzerine görüşleri, bilim dilinde, düşünce ile ifade arasındaki ilişkinin nasıl olması gerektiği sorunu etrafında gelişmiştir.




2. DİL İLE DÜŞÜNCE İLİŞKİSİ

Aristoteles kelimeler ile sesleri, akılsal birer sembol olarak kabul etmiştir. Hayvanların çıkardığı sesler, onların duyduğu haz ve elemi ifade eder. Düşüncenin ifade edilmesini sağlayan sesler yalnızca insana özgüdür. Bu yüzden ses yahut sembol dil anlamına gelmez. Çünkü konuşmakla ses çıkarmak birbirinden farklı olaylardır.

Söylenen kelimeler düşünce deneyimlerinin, yazılanlarsa söylenenlerin sembolleridir. Gerek kelimeler gerekse sesler milletlere göre değişebildiği halde, düşünce ile ifade arasındaki evrensel ilişki, düşünce deneyimleri veya kavramlarla sağlanmaktadır.

3. DÜŞÜNCENİN İFÂDE EDİLİŞİNDE DİLİN DOĞRU KULLANIMI

Her ne kadar asıl olan, olaylar ile bunlara İlişkin düşüncelerse de, düşüncenin dile getirilmesinde bazı güçlükler vardır. Bunların önemli bir kısmı, düşüncenin dile getirilişinde, kelime ile anlam arasındaki ilişkiden kaynaklanır. Çünkü kelimeler gerçek değil mecaz anlamıyla kullanıldığında belirsizlik, muğlaklık veya çokanlamlılık ortaya çıkar.

Aristoteles’e göre, bir şeyin bildirilmesi amacını güden bilimsel dildeki ifadeler, açık, sözlü ve tek anlamlı olmalıdır. Şiir dilinin, bilim ve iletişim için elverişli olmadığını belirten filozof, düşüncenin doğru olarak ifade edilmesi için, düzyazı kullanmayı tavsiye etmiştir.

Dilin açık kullanılması İçin nesnelleşmesi ve istenilen etkiyi yapması bakımından önemlidir. Dilin açık kullanılması için ifadelerde geçerli ve alışılmış kelimelere yer verilmesi gerekir. Ayrıca bir şey, gerekli ve daha uygun kelimelerle ifade edildiğinde açık bir dil kullanılmış olur.

Gereksiz ve fazladan olan kelimeler ifadenin açıklığını bozar ve anlamını bulanıklaştırır. Aristoteles, sözel dilden, kelimelerin gerçek anlamlarıyla ve olaya bağlı kalınarak kullanılmasını anlamaktadır.

Aristoteles bir de dilin kötü ve yanlış kullanılmasından söz eder. Bu biçimde dile getirilen ifadelerdeki kelimeler ne şüphelidir ne mecaz ne de sözeldir. Bu yüzden hiçbir şey ifade etmez.Kelime ve ifadelerle onların anlamları arasındaki ilişkinin tek yönlü olmadığı, yani ifadenin düşüncenin anlaşılmaifade ediş biçimimiz, onun anlaşılabilirliğini etkiler. Bir düşüncenin ifade edilmesi için gerekli olan kelimelerin dışında ilave bir kelimenin kullanılması,, düşünceyi değiştirebilir.

Yargıda esas olan onun anlamıdır. Aynı şekilde bir ifadede, onun anlamı sayısınca yargı bulunur. Çünkü kelime kavramı gösterir. Kelimelerin belirli anlamları göstermek amacıyla sıkça kullanılmasından dolayı, dilde bir uzlaşma meydana gelir. Uzlaşma alışkanlıktan kaynaklanır. Uzlaşma, yalnızca insanlar arasında değil, bireyin kendi zihninde de söz konusudur. Bu nedenle kastedilen düşünceyi yansıtmayan kelimeler kullanıldığında, bu kelimelerin kendileri için konulduğu anlamları düşünceye yüklenmiş olur.

4. DÜŞÜNCENİN İFADESİNDE DİLDEN

KAYNAKLANAN HATALAR

Aristoteles, düşüncenin dile getirilmesinde, dilin özellik-lerinden kaynaklanan hataları 6 sınıfa ayırmıştır. Bunlar ^ belirsizlik, çift anlamlılık, kelimelerin birleştirmesindeki ve { ayrılmasındaki hatalar, vurgudaki ve ifade biçimindeki hatalardır.Belirsizlik, kelimenin birden fazla anlamı bulunmasından dolayı cümlenin tam olarak belirli bir şeyi ifade etmemesidir.

Çift anlamlılık, kelimelerin dizilişinden veya yine kelimelerin çiftanlamlı oluşundan dolayı, bütün olarak cümlenin birden fazla anlama gelmesi, birden fazla yargı bildirmesidir. Filozofun birbiriyle yakından ilişkili bulduğu belirsizlikle çiftanlamlılık, basit veya bileşik bir kelimenin, birden fazla anlamının bulunması ile bunların alışkanlık gereği böyle kullanılmasından kaynaklanır.

Kelimelerin birleştirilmesiyle ayrılmasındaki hatalardaha çok onların anlamca veya biçimce zıt oluşlarından kaynaklanır. Böyle kelimelerin olumlu biçimde dizildiği “O, otururken yürüyebilir.” gibi birleştirilen cümlelerle; olumsuz olarak dizildiği “O yazmıyorken yazabilir.” gibi ayrılan cümleler yanlıştır.Vurgudaki hatalarsa daha çok sözdeki vurgunun kolayca yazıya geçirilmemesi sonucu, cümlenin farklı bir anlama gelmesinden kaynaklanır.

İfade biçimindeki hatalarsa kelimelerin morfolojik veya başka özellikleri dikkate alınmaksızın başka bir biçimde kullanılması sonucunda ortaya çıkar. Örneğin, erkeksi bir isim, dişil bir son ekle kullanıldığında veya geçişlilik ve geçişsizlik, zarf ve sıfat durumları dikkate alınmaksızın kelimeler söz içerisinde dizildiğinde, ifadelerde biçimsel hatalar meydana gelir.

5. DİLİN SENTAKS, SEMANTİK VE

PRAGMATİK ANLAMLARI

Dil hakkındaki araştırmaların tümünü içine alan en kuşatıcı işaretler bilimine semiotik denir. Dil sözcüğünü burada, dar manada yalnız günlük dil olarak değil, bütün bilimsel ve teknik dilleri ve genel olarak her türlü doğal veya yapma sembol sistemlerini kapsamı içine alacak şekilde, en geniş anlamda kullanıyoruz. Örneğin “C” sembolü kimya dilinin bir terimi ve C + Ö2 -» CÖ2 dizisi (deyim) ise aynı dilin bir önermesi sayılmalıdır. Bu anlamda her bir özel uğraşı alanına (bilimler, güzel sanatlar, ahlak, hukuk, metafizik vb.) özgü bir “dil” bulunduğu söylenebilir.

Sentaks, deyimleri gerek “kullanan” faktörünü, gerekse deyimlerin “dil dışı karşılığı” faktörünü hesaba katmadan inceleyen semiotik dalıdır.

Semantik, “kullanan” faktörünü hiç hesaba katmadan, dilsel ifadeleri sadece dile getirdikleri nesneler (yani dil dışı karşılıkları) açısından inceleyen semiotik dalıdır.

Pragmatik, deyimleri “kullanan” faktörü açısından inceleyen semiotik dalıdır.

Örneğin “mavi” sözcüğünün Türkçede bir sıfat olması sentaktik, aynı sözcüğün mavi rengini dile getirmesi semantik, bu sözcüğün öteden beri Türkler tarafından mavi rengini ifade etmek için kullanılması ise pragmatik bir olgudur.

6. DİLİN YANLIŞ KULLANIMLARI

a. Belirsizlik

İki veya daha fazla anlama geldiği anlaşılabilecek ifadeye belirsiz ifade, bunlarla kumlan delile de belirsizlik yanlışı denir. Bu tür delillerde, ifade edilişlerinde açık olmayan kelime veya ifadeler kullanılıp, bu çeşit kelime veya ifadelerin anlamları delil esnasında az veya çok değiştirilip yanlış yapılır.

Örneğin: “Lastiğimizin size uygun geleceğinden şüpheniz olmasın.” Bu cümlede hem “lastik” hem de “uygun” sözcükleri belirsizdir. Çünkü buradaki lastik kelimesi ile fren, tekerlek, silecek veya bir başka lastik çeşiti kastedilmiş olabilir.” “Uygun gelme” ifadesiyle de kesenin mi yoksa takılacak yerin mi kastedildiği belli değildir.

b. Noktalama ve Vurgu

Noktalama yoluyla yapılan yanlış, konuşmada değil de yazıda, daha doğrusu kelimelerin yazımında ortaya çıkar.

Örneğin;

Tam otların sarardığı zamanlar (Otların tam sarardığı zamanlarda)
Tam otların sarardığı zamanlar (Eksiksiz otların sarardığı zamanlar)

Vurgu, cümleye verilmek istenen anlama göre yer değiştirir. Cümlenin önemle belirtilmesi istenen kısmı değil de yanlış bir kısmı diğer kelime öbeklerinden daha dik, daha baskılı ve daha belirtili bir şekilde söylenirse vurgu yanlışı ortaya çıkar.

Örneğin; Oğlunu yalancı şahitlik etmeme konusunda uyaran bir babanın “Sen, komşuna karşı yalancı şahitlikte bulunmayacaksın!” ikazında vurguyu “sen” üzerinde yaparsa (başkaları edebilir); “komşuna karşı” üzerinde yaparsa (başkalarına karşı bulunabilirsin) gibi farklı anlamlar çıkabilir.

C. Mana Yanlışları

-İnsan uyur.

-Uyuyan hayvandır.

İnsan hayvandır.

Bu kıyasta yürümek insanın ilintisidir. Çünkü yürümek insana özgü bir eylem değildir. Bu iki öncüle dayanarak insanın zorunlu olarak hayvan olduğunu çıkaramayız.

d. Tartışılan Konuyu Bilmeme

Bu, söz konusu edilen veya tartışılan asıl meseleyi çürütmeyi başaramama veya asıl konudan başkasını, ona dahil olmayanı tartışma yanlışıdır. Bir başka deyişle, ispatlanacak ya da çürütülecek bir hüküm yerine bir başka hükmü ispatlamaya veya çürütmeye çalışmaktır.

Örneğin; “A çizgisi B çizgisi uzunluğundadır.” hükmüne karşı koyup “Hayır, A çizgisi B çizgisi derinliğindedir.” şeklinde çürütmeye çalışmak, tartışma konusunu bilmeme ve çürütmenin şartlarına uymamaktır.

e. Konuyu Saptırma
%
Konu dişilik yanlışı, meseleyi ekseninden çıkarma hedefini saptırma ve onu ilgili olmayan yöne çekme şeklinde olur. Örneğin, derste bir öğrenci, dersi ana konudan saptırmak istediğinde genelde dersin hocası bunu hisseder ve duruma.müdahale eder.
f. Çelişik Zanlar

Kişiler, bazen kendi içinde çelişik olan önermeler kullanırlar. “Okunmaz bir mektubu okudu.” Bu ifadede, mecaz yollu anlatımları söz konusu etmezsek, çelişik zanlar yanlışı yapılmıştır. Eğer mektup gerçekten okunmaz ise o zaman onu okuyamaz.modern mantıkla tamamen biçimsel bir kurallar yapısına ve bu yapısıyla da içeriğe uygulanabilen bir denetleme işlevine kavuşmuştur.

Modern mantık her türlü felsefe ve bilim alanına uygulanabilir. Özellikle bilgisayar sistemleri ve anahtarlı devrelerin kurulmasında sembolik mantıktan yararlanılmaktadır. Bilimlerin deneysel yöntemlerle ortaya koydukları bilimsel önermeler, sembolik mantığın yardımıyla sembolleştirile-rek bilimsel kavramlar oluşturulmakta ve bilimsel önermelerin denetlemesi yapılabilmektedir.Modem matematikte kanıtlama işlemlerinin yapılmasında modem mantıktan yararlanılmaktadır.

Günlük yaşamda akılcı bir tartışma ve doğru akıl yürütebilirler konularında sembolik mantığın katkıları vardır. Tartışma mantığı sembolleştirilerek öne sürülen ve karşı çıkılan önermelerin denetlenmesi yapılabilir.

7. MODERN VE KLASİK MANTIĞIN FARKI
Modem mantık, iki değerli klasik mantığın geliştirilerek sembollerle sürdürülmesidir. Bu nedenle modem mantık da özdeşlik, çelişmezlik ve üçüncü halin olanaksızlığı ilkelerine dayanan iki değerli (doğru – yanlış) mantıktır. Modem mantığın klasik mantıktan farklı, klasik mantık günlük dil kullanıldığından kısmen içeriğin etkisindedir ve kısmen semboliktir. Modern mantık günlük dile yer vermediğinden tümüyle semboliktir.

Modem mantığın ortaya çıkış nedeni, mantığın içerikten tamamen kurtarılarak, günlük dildeki çok anlamlılık ve belirsizliğin, geçerlilik denetlemesinde neden olduğu güçlüğü ortadan kaldırmaktır. Böylece mantık, varlıkları bilme ve kavramanın “aleti” olma durumundan salt düşünme biçimine ulaşmanın amacı durumuna getirilmiş olur.

Mantık,1. Mantıkta bir kavrama hangi anlam verilmişse özdeşlik gereği, akıl yürütmenin sonuna kadar aynı anlamı taşımalıdır. Mantıkla ilgilenenlerden bir kısmı “özgürlükten” bireysel özgürlüğü, bir kısmı toplumsal özgürlüğü anlarsa, bilim olarak mantıkta ilerlemeden söz edilemez.