Monroe Doktrini Kısaca

AvrupalIların Amerika’yı kendi politik oyunlarının içine çekmeye çalışmaları, ABD tarafından en baştan beri endişe ile karşılanmıştır. ABD, bağımsızlığın ilk gününden beri Avrupa’dan uzak durma ve Avrupa’nın sorunlarına karışmama politikasını benimsemiştir.

Monroe Doktrini Nasıl Ortaya Çıktı?

XIX. yüzyılda Güney Amerika’daki bağımsızlık savaşını bahane eden Avrupa ülkelerinin ABD’nin arka bahçesine yerleşmek istemeleri, politik çekişmelere ABD’nfî de çekilmesi tehlikesini ortaya çıkarmıştır.

Gelişmeleri tehlikeli bulan Başkan James Monroe, Aralık 1823’te kongreye gönderdiği mesajda Amerikan dış politikasının temel ilkeleri olarak şunların onaylanmasını istemiştir;




• ABD, Avrupa’nın işlerine karışmamaktadır. Amerika’nın Avrupa’ya yönelik politik bir ilgisi yoktur. Avrupa devletleri de Amerika devletlerinin iç işlerine karışmamalı ve kıtadan uzak durmalıdırlar.

• Eğer bir Avrupa devleti Amerika kıtasına ayak basar ve sömürgecilik teşebbüsünde bulunursa, ABD bunu düşmanca bîr hareket sayacaktır.

Başkan Monroe’nin bu teklifleri Amerikan Kongresi tarafından dış politika esasları olarak kabul edilmiştir.

ABD, açıkça, Avrupa ülkelerinin herhangi birinin mevcut kolonilerine ya da ona tabi olan bölgelere müdahale etmeyeceğini ilan etmiş, Avrupa devletlerinin yaptıkları savaşlarda taraf olmayacağını belirtmiştir.

Monroe Doktrini Nelere Yol Açtı?

Avrupa devletleri bu tutum karşısında Amerika’ya yönelik daha temkinli politikalar izlemek durumunda kalmışlardır. Monroe Doktrini’nin ilk pratik sonucu, 1830’a kadar Ispanyol sömürgelerinin bağımsızlıklarını kazanmaları olmuştur.