Dil gelişimi, seslerin çıkarılması (refleks aşaması), heceleme aşaması, yani çocuğun sessiz seslerle sesli sesleri yan yana kullanması (cıvıldama aşaması) bir yaşına kadar gerçekleşen dilsel süreçlerdir. Bir yaşına kadar bebek sesleri bilinçsizce çıkarır. Bu dönemde dünyanın bütün bebekleri hemen hemen aynı sesleri çıkarır. Bababa, mamama… gibi sözcükleri arka arkaya sıralarlar. Bu dönemde dil, kültürden bağımsızdır. Bir yaşından sonra dil, kültüre göre şekillenmeye başlar.

Konuşma dilini (ana dili) öğrenmeye başlar. İki yaşına kadar farklı nesne ve eylemleri aynı sözcüklerle adlandırır. Bu dönemde annesi veya bakıcısı dışındakiler onu anlamakta zorluk çekerler. İki yaşından sonra kavramlaştırma becerisiyle birlikte sözcük dağarcığı da artar. Üç yaşından sonra, iki üç sözcükiü cümleler kurar. Beş yaşına doğru olumsuz cümleler kurmaya başlar. “Babam eve gelmedi.” ya da “Annem evde yok.” gibi.




Erinlik (Buluğ) Dönemi: Bu dönem erkeğin baba, kızın anne olabilme yeterliliğinin başlangıcı olarak nitelendirilir. Başka bir değişle üreme yetisinin ortaya çıktığı dönemdir. Bu dönemin başlangıcı bölgeden bölgeye ve cinsiyete göre değişir. Kızlar, erkeklerden bir iki yıl önce erinliğe girer. Sıcak ülkelerde kız çocukları 9 yaşında, soğuk ülkelerde 14-15 yaşlarında kız çocukları erinliğe girer. Ülkemizde genel ortalama kızlarda 11 -13 yaş aralığında, erkeklerde ise 13-15 yaş aralıklarında olmaktadır.

Bu dönem aynı zamanda kimlik oluşturma dönemidir. Bu nedenle genç, otorite durumundakilere baş kaldırır. Bağımsız olmak ister. Aynı zamanda çevrenin de ilgisini bekler.

Kimlik Gelişimi: Ergenlik döneminin başlıca görevi “ Ben kimim?”, “Yaşam amacım ne?” sorularını sağlıklı olarak yanıtlamaktır.E. Erikson bu döneme “kimlik bunalımı çözme dönemi” adını verir. Çünkü Erikson’a göre her insan çevresiyle uyumlu ve kendi içinde tutarlı bir kişilik geliştirmek ister. Ergen bu sorunlarını çözmek için yoğun bir şekilde kişilik arayışına girer. Kimlik bunalımı 20’li yaşlarla birlikte çözülmüş olmalıdır. Kimliğin oluşması demek; siyasal, dinsel,mesleki yönelim ve cinsel olarak tutarlı bir tutum ve tavır bütünlüğüne kavuşmak demektir.

Kimlik Bunalımını Çözme Yolları Başanlı Kimlik Statüsü

Bu kimlik statüsüne sahip ergenler kimlik bunalımını çözmüş, kendini sorguladığı ve tanımladığı dönemi başarıyla bitirmiş, tercihlerini yapmıştır. Kendi seçimleriyle uyuşmayanları elemiştir. Bu kişilerin ergenlik dönemi sorunsuz geçer.

Erken Bağlanmış Kimlik Statüsü

Bu ergenler seçimlerini yapmışlardır. Ancak kimlik bunalımlarından geçmeden yapmışlardır. Ailelerinin ya da başkalarının kendileri için belirlediklerini kabullenmişlerdir.

Kararsız Kimlik Statüsü

Bu ergenler kimlik bunalımının ortasındadır. Toplumun ve ailenin beklentileri ve değerleri ile kendi seçimlerini uzlaştıramazlar. Bu nedenle hem kendisiyle hem de çevreyle çatışmalar yaşamaktadır. Farklı kimlikler arasında bocalar. Bilimde moratorium olarak adlandırılan bu dönemde genç, kimlik arayışına ara verir.

Kimlik Kargaşası

Bu gençler kendilerini bütünleşmiş bir birey olarak algılayamazlar. Birbirleriyie çelişen kararlar verir, çelişen bu kararları herhangi bir eyleme çeviremezler.

Yetişkinlik ve Yaşlılık

Yetişkinlik dönemi 20 yaşında başlar; bazı sınıflandırmalara göre 54, bazı sınıflandırmalara göre ise 65 yaş sonuna kadar devam eder. 65 yaşından sonra ise yaşlılık dönemi başlar.Erken yetişkinlik döneminde birey iş sahibi olma, evlenme ve çocuk sahibi olma görevleriyle karşı karşıya kalır. Bu dönemdeki başarısızlıklar yalnız kalmayı beraberinde getirir. (Erikson). Bu dönemde birey; adalet, saygınlık ve eşitlik ilkesine dayalı bir ahlak anlayışı geliştirebilir (Kohlberg).

35 yaşından sonra geç yetişkinlik dönemi başlar. Üretkenliğin en yüksek olduğu dönemdir. İş hayatlarındaki en yüksek noktaya ulaşırlar.Toplumsal alanlarda dayanışma, üretkenlik artar. Geç yetişkinlik döneminde çoğu insan emekli olur. İş hayatının sağlamış olduğu sosyallik ve psikolojik getiriler ortadan kalkar.

Birçok kişi önünde sayılı günlerin kaldığını, planladığı birçok şeyi gerçekleştiremediğini düşünmeye başlar. Mesleki, toplumsal ve cinsel üretkenlik azalır. Bu durum bireyde “bir işe yaramıyorum” bunalımını yaratmaya başlar. Bu bunalımlara orta yaş bunalımı denir. Bazı bireyler bu dönemde kimlik kargaşası yaşayabilir. Ölüm korkuları yaşamaya başlar.

İleri yetişkinlik ya da yaşlılık, yaşamın son dönemlerini ifade eder. Bu dönemde refleksler ve duyu organları zayıflar, kas gücü azalır. Sinir sistemi tahrip olmaya başlar, sinir hücresi sayısı azalır. Organların işlevlerinde azalma olur. Kısacası bedensel çöküş yaşanır.

Yaşlının bilişsel süreçlerinde de değişimler görülür. Unutkanlıklar başlar; Görsel zeka olumsuz etkilenmeye başlar. Algıda seçicilik azalır. Yaşlılık dönemi, yoğun sağlık problemlerinin ve ölüm korkusunun yaşandığı bir dönemdir. Kişi, kendi içine kapanır. Bazı | bireyler sinir sistemlerinin çökmesi, toplumsal aktivitelerin azalması, bedensel çöküşe bağlı olarak psikolojik sorunlar yaşarlar.

Bu durum anormal bir hâl alırsa | ihtiyarlık bunaması yaşanmaya başlar. Bu dönemin “ en az sorunla atlatılabilmesi için yaşlının kendine özgü uğraşları olması gerekir. Ülkemizde bu uğraş “torun düşkünlüğü” olarak kendini gösterir. Böylece yaşğlı insan yaşama bağlanmaya çalışır.

Diğer arama terimleri:psikolojinin temel süreçleri