Recep Tayyip Erdoğan Yusuf Peygamber misali kuyunun dibinden başbakanlığa çıkan sabır ve azim adamı…

Her duyguyu, her hayali prova edemezsiniz. Bir anda patlayıveren duygular, hayaller vardır hayatımızda. Bir de hiç duygusu, hayali olmayanlar…

Recep Tayyip Erdoğan, bir duygu adamı olmasına rağmen bu gruplardan hiç birine girmez.

Patlayıveren duygulan yanında aynanın karşısına geçip provasını yaptığı hisleri, coşkulan, düşleri vardır onun.

O, kendini yazan bir kitap gibidir.

Zaten iyi bir kitap, iyi bir şiir kendini yazar ve ilk okuru yine kendisi olur.

Bana kalırsa, önce tepkiler büyütmüş Recep Tayyip’i. Sonra tezler ve anti tezler.




Ve, sabır hamurunu yoğurmuş.

Soma hamurlar kurumuş, betona dönüşmüş ve ona merdiven olmuş, yol olmuş…

Yakup Aleyhisselam’ın sevgili oğlu Yusuf Peygamber kıssası misali kuyunun dibinden başbakanlığa çıkaran bir sabır ve azim örneği…

Her kuyu bir Yusuf doğurmasa da her büyük sabır ve azmin başarı getirmesi gibi, Erdoğan da düşlerine kavuştu. Bundan sonraki düşlerini hangi kuleler süslüyor bilmiyoruz ama, elinde sancak beklediğini tahmin etmek zor sayılmaz.

Zafer, altın gülümsemesini ancak acıya katlananlara gösteriyor. Zorla, dayatarak sonuç almaya çalışmak insanların değil, hayvanların işi.

Defalarca, değişik ortamlarda birlikte oldum Recep Tayyip Erdoğan Beyle.

Zaman Gazetesi Genel Yayın Koordinatörü olduğum 1989’da Sarıyer’de bir pikniğe davet ettiğinde partisinin Beyoğlu İlçe Başkam idi ve İstanbul Belediye Başkanlığı için hazırlıklar yapıyordu.

Özel arşivimden çıkardığım,İmam Hatip yıllarındaki bir münazaraya ait resimli bir haberin yer aldığı 30 yıllık Hilal Dergisini hediye ettiğimde ise İstanbul büyük Şehir Belediye Başkanı olmuştu.