Türk-İslam devletlerinde toprağın mülkiyeti temelde devlete aittir. Fakat halkın küçük ölçekli toprak parçalarına sahip olmasına izin verilmiştir.

Bunun dışında tarım arazileri, ormanlar, yaylalar devletin mülkiyetindedir.

Selçuklularda ülke toprakları temelde dört bölüme ayrılmıştır:

Has Topraklar: Yıllık vergi gelirleri hükümdara tahsis edilirdi.

ikta Topraklar: Vergiler, hizmetlerinin bir  bedeli olarak komutan, asker ve devlet adamı olan kişilere verilirdi

Mülk Topraklar: Şahıslara ait topraklardı. Toprakları üzerinde her türlü tasarruf hakkına sahip bulunan mülk sahipleri topraklarını satabilir, devredebilir, vakfedebilir veya çocuklarına miras bırakabilirlerdi.




Vakıf Topraklar: Bu gelirler İlisel, dinsel, sosyal kurumlara verilen topraklardı. Bu topraklardan elde edilen gelirler devlet tarafından vergiden muaf tutulurdu.

Köylüler, işledikleri topraktan elde ettikleri ürünün vergisini doğrudan devlete vermeyip bu vergileri toplamakla görevlendirilen ikta sahibine ödemektedirler.

Selçuklu sultanları, din,dil,ırk ve mezhep ayırımı yapmadan halka toprak dağıtarak boş araziyi ekib biçtirmeyi devletin görevi saymışlardır.

Eğer toprak bir vakfın mülkiyetinde ise vergiler doğrudan o vakfa ödenmiştir. Köylüler, boş bırakmamak kaydıyla, işledikleri toprakları (ikta) hayat boyu kullanabilmişlerdir.

Köylü öldüğünde toprağın kullanım hakkı çocuklarına geçmektedir. İkta sahipleri belirlenen oranın üzerinde vergi isteme hakkına sahip değildir. Bu şekilde, köylünün ağır vergiler altında ezilmesi önlenmiştir.

Büyük Selçuklularda iktalar askerî ve sivil dgvlet,görevlilerine hizmetleri karşılığında verilirdi. İkta sahipleri ikta olarak verilen topraklarda oturur, memurlar aracılığı ile vergileri toplardı. Bu vergilerin bir kısmıyla kendi geçimini sağlar, geri kalan kısmıyla da belli sayıda atlı asker beslerdi. Sefere çağrıldığı zaman askerleriyle birlikte’sefere katılırdı.

Diğer aramalar:türk islam devletinde toprak sistemi,türk islam devletlerinde ticaret,türk islam devletlerinde özel mülkiyet,