Çocuk büyütmek mi aslı olan, çocuk yetiştirmek mi?
Toplum önderlerinin görevi mutlu insanlar hazırlamak mı, görevini yapan kitleler oluşturmak mıdır?

Bunların cevabım aramadan Prof. Yaşar Nuri Öztürk’ü doğru anlamak mümkün olmaz.
O bir yenilikçi mi, reklam peşinde koşan bir bilim adamı mı, mesajlarını sıra dışı yollardan vermeye çalışan samimi bir mümin mi yoksa? Veya beyni kanamalı bir ufuk adamı mı?

Hangisi gerçek Yaşar Nuri Öztürk?

CHP milletvekili Sayın Öztürk mü, Yüksek İslam Ens- titülü Muhterem Yaşar Nuri mi, yoksa kalabalık ama ruhsuz salonların çoğulcu alkışları arasında bocalayan Öztürk Hoca mı? Zaman zaman kanma giren beşeri açlıklarla uğraş¬maktan yorgun düşmüş kısa boy komplesine eyvallah dememek için salavat getirmeyen modern dinci Yaşar Bey mi?
Çalakalem hüküm vermek ayıptır, günahtır.




Hele, Müslümanlıkla ilgili on kitaplık, on saatlik bile araştırması olmayanların Müslümanlık üzerine kalkıp bir şey söylemeleri ayıptan öte saygısızlık, kendini bilmezlik, ukalâ¬lıktır.
Haftada bir vakit bile namaz kılmayanlara ne oluyor da, namazı günde üç vakte indirmeye çalışıyor?

Hem âhireti hem dünyayı aynı aşkla isteyen

Müslümanların hocası mı?

Hem ahireti hem dünyayı aynı aşkla isteyen Müslüman sayısı günümüzde durmadan artıyor. Bunlar genelde iyi eği¬ tim almış, varlıklı dindar adayları. Seküler modern ve entelektüel tipler…

Acaba diyorum, Yaşar Nuri Hoca tam bu mahallenin aradığı İslam bilgini mi?
Peki, baş döndüren bir hızla kabuk atan, değişen, gelişen bir dünyada İslam’ın yeni yorumlara ihtiyacı yok mu? Kim yapacak bu yorumlan? Televizyon karşısında dedikodu haberlerini izlerken kabak çekirdeği çıtlatanlar mı?

Peki, 14 asır önceki Müslüman insan ile günümüz inşam aynı mı?
1977’de Tercüman Gazetesi Büyük Ansiklopedi hazırlığı sırasında kısa bir süre de olsa birlikte çalıştık Yaşar Nuri Öztürk’le. Hafız, cin gibi akıllı, dikkatliydi… Topkapı’da Merkez Efendi Camiine Cuma namazlarına giderdik. Prof. Dr. Salih Tuğ’un asistanıydı o zamanlar.

Aradan geçen yıllar onu mu değiştirdi de bizi mi değiştiremedi acaba?
Hocamız, İslam’la ilgisi olmayanların Müslümanlardan daha çok sevdiği “İslamcı Profesör” mü, dini daha geniş kitlelere sevdirmeye çalışan bir gönül adamı mı?

Politika sahnesine fiilen ve resmen CHP saflarında çıkması önce halkı daha sonra kendini şaşırttığından eminim.Politik arenada yaşadığı hezimetler herkesi yorduktan çok sonra hazreti yordu. Ama anlamakta epeyce geç kaldı.
Cevherini taşa vura vura cevherlerin kıymetini mi, politikanın direncini mi ispatlamak istiyorsunuz?Karizmanızı çizen değil yerle bir eden şu söz sizden nasıl çıktı hala meraklardayım hocam: “Benim iki başım var. Biri bedenimin üstünde, diğeri pantolonumun içinde. Siz yukarıdaki başıma bakın…”
Brehbeh!..

Ahir ömründe hocadan çaph bir değişim bekliyorum şahsen. Bir kere daha şaşıracağız ama sanırım bu defa gerçek sevenleri daha mutlu olacak. İslam’a ne denli hizmet ettiğini anlayacağız belki de…

tim almış, varlıklı dindar adayları. Seküler modern ve entelektüel tipler…

Acaba diyorum, Yaşar Nuri Hoca tam bu mahallenin aradığı İslam bilgini mi?

Peki, baş döndüren bir hızla kabuk atan, değişen, gelişen bir dünyada İslam’ın yeni yorumlara ihtiyacı yok mu? Kim yapacak bu yorumlan? Televizyon karşısında dedikodu haberlerini izlerken kabak çekirdeği çıtlatanlar mı?

Peki, 14 asır önceki Müslüman insan ile günümüz inşam aynı mı?

1977’de Tercüman Gazetesi Büyük Ansiklopedi hazırlığı sırasında kısa bir süre de olsa birlikte çalıştık Yaşar Nuri Öztürk’le. Hafız, cin gibi akıllı, dikkatliydi… Topkapı’da Merkez Efendi Camiine Cuma namazlarına giderdik. Prof. Dr. Salih Tuğ’un asistanıydı o zamanlar.

Aradan geçen yıllar onu mu değiştirdi de bizi mi değiştiremedi acaba?

Hocamız, İslam’la ilgisi olmayanların Müslümanlardan daha çok sevdiği “İslamcı Profesör” mü, dini daha geniş kitlelere sevdirmeye çalışan bir gönül adamı mı?

Politika sahnesine fiüen ve resmen CHP saflarında çıkması önce halkı daha sonra kendini şaşırttığından eminim.

Politik arenada yaşadığı hezimetler herkesi yorduktan çok sonra hazreti yordu. Ama anlamakta epeyce geç kaldı.

Cevherini taşa vura vura cevherlerin kıymetini mi, politikanın direncini mi ispatlamak istiyorsunuz?

Karizmanızı çizen değil yerle bir eden şu söz sizden nasıl çıktı hala meraklardayım hocam: “Benim iki başım var. Biri bedenimin üstünde, diğeri pantolonumun içinde. Siz yukarıdaki başıma bakın…”

Brehbeh!..

Ahir ömründe hocadan çaplı bir değişim bekliyorum şahsen. Bir kere daha şaşıracağız ama sanırım bu defa gerçek sevenleri daha mutlu olacak. İslam’a ne denli hizmet ettiğini anlayacağız belki de…